Çalışma Saatleri: PAZARTESİ - CUMARTESİ : 09:30 – 18:30
Makaleler, Basın ve Haberler

Güncellemeler

SORU – CEVAP

Tarih : Aralık 28, 2015Yorumlar : (SORU – CEVAP için yorumlar kapalı)

1)      Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Memnuniyetle. 1979 yılında Ankara’da doğdum. Orta ve lise öğrenimimi Antalya Anadolu Lisesi’nde tamamladım. 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Bir yıl özel sektör tecrübesi edindikten sonra mezun olduğum bölümün açtığıaraştırma görevliliği ve uzmanlık sınavlarına katıldım ve başarıyla geçtim. Uzmanlık (master, MSc) eğitimimi tamamladıktan sonra yine Beslenme ve Diyetetik alanında doktora (PhD) çalışmamı tamamladım ve “doktor” ünvanı aldım. Doktora tez çalışmamı yürütürken, anneliğin getirdiği nedenlerle, araştırmagörevliliği görevimden istifa ettim. Birkaç ay sonra da, şu anda keyifle çalıştığım, Tuba Günebak Beslenme Danışmanlığı ve Eğitim Merkezi’ni kurdum. O günden bu yana, bireysel ve kurumsal anlamda, beslenme danışmanlığı hizmetleri veriyorum. Bir yandan da akademik çalışmalarıma Lefke AvrupaÜniversitesi’nde “Yrd.Doç.Dr.” ünvanıyla devam ediyorum.

2)      Yoğun iş hayatında iş kadınları ve adamları beslenmelerine dikkat etmelerinin önemi nedir?

Hızlı küreselleşme ile birlikte geleneksel beslenme alışkanlıkları, beslenme kültürü ve beslenmeye bakış değişmeye başladı. Ekonomik büyüme ve beslenme tarzımızın Batılılaşması, ne yazık ki, enerji alımımızın katlanarak artmasına neden oldu. Bununla birlikte yoğun çalışma temposu egzersiz yapma sıklığınınazalmasını da beraberinde getirdi. Enerji alımının artması ve sedanter yaşamın ortaya çıkardığı en sık gözlenen ve en riskli sağlık problem, bence, obezitedir. Obezitenin taşıdığı risk, kişinin günlük faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkisiden ziyade beraberinde getirebildiği kalp-damar hastalıkları, metabolik sendrom,diabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların görülme sıklığındaki artıştır. Büyük bir çalışmanın sonuçlarına göre (DALY); sadece obez olan ve başka hiçbir sağlık problemi olmayan bir bireyde obezitenin yaşamının %5’ini çaldığı; bununla birlikte obeziteye ek olarak sigara ve alkol kullanan, yetersiz sebze ve meyvetüketen, yetersiz fiziksel aktivite yapan, doymuş yağlardan zengin beslenen bir bireyin ise yaşamının beklenenden %27,1 kısaldığı saptanmıştır.  Yapılan bilimsel çalışmalar göstermektedir ki; yoğun çalışma temposunun getirdiği düzensiz ve uzun çalışma saatleri, kahvaltı öğününün atlaması veya geçiştirilmesi,öğünlerin sıklıkla dışarıda tüketilmesi, kötü beslenme alışkanlıkları, yetersiz veya yanlış beslenme bilgisi, iş yoğunluğuna bağlı stres, sağlığa yeterli önemi gösterecek vaktin olmaması kronik dejeneratif hastalıklara yatkınlığı artırmaktadır. Yine, çalışma sonuçlarına göre, yeterli, dengeli ve düzenli beslenmeninöğrenilmesi ve yaşam tarzı haline getirilmesi ile birlikte klinik bulguların (kan değerlerinin, vb) olumlu yönde etkilendiği, vücut ağırlığının, hastalanma ve işe gelememe sıklığının, iş gücü kaybının azaldığı, çalışma performansının, işe yönelik konsantrasyonun arttığı saptanmıştır. Beslenme, kişinin yaşam kalitesini veömrünü etkileyebilen etmen olduğu için büyük önem taşımaktadır.

3)      Erkek diyeti ve kadın diyeti diye bir ayrım var mı?

Tabii ki, var. Çünkü, erkekler, doğuştan, bizden daha az yağ dokusuna ve daha fazla kas dokusuna sahip olarak doğarlar. Dolayısıyla, enerji başta olmak üzere birçok besin ögesinin gereksinim düzeyi iki cinsiyet grubu arasında farklılık gösterir. Bir erkek, bir kadın için hazırlanmış olan beslenme programını uygulardayetersiz beslenmiş olur; tam tersi bir kadın da bir erkek için hazırlanmış olan bir beslenme programını uyguladığında kilo alır.

4)      Çok sık seyahat eden iş adam ve kadınlarına nasıl bir diyet programı öneriyorsunuz?

Öncelikle gidecekleri ülkenin ya da yörenin beslenme alışkanlıkları öğrenilmeli, bunlar içinden tüketilebileceklerin türüne karar verilmeli, miktarlarına ise kişinin gereksinmeleri ve mevcut sağlık durumu göz önüne alınarak karar verilmelidir. Mide-barsak sistemine tamamen yabancı olan, kişinin beslenmealışkanlıklarının tamamen dışında olan bir besinin denenmemesi besine karşı reaksiyon oluşabilecek semptomlardan koruyacaktır.

5)      Ana öğünlerin dışında çalışan kişilere ara öğünlerde yemeleri için neler veriyorsunuz?

Sabah ara öğünlerinde küçük, sağlıklı atıştırmalıklar. Örneğin; (konstipasyon-kabızlık sorunu yoksa) 1 avuç leblebi, yanında 2 adet kuru meyve, örneğin kayısı (hem bitkisel kaynaklı demir, A vitamini, kalsiyum içerir) ya da kuru erik (içerdiği izoflavonlarla doğal östrojen özelliği gösterir), 1-2 adet çiğ badem ile ceviz(E vitamini, çinko, kalsiyum, molibden ve bitkisel kaynaklı demir içerir). İkindi öğününde ise, daha uzun sure aç kalınması dolayısıyla, daha doyurucu bir ara öğün öneriyorum. Örneğin, tam tahıllı ekmek ve yarım yağlı beyaz peynir ile yapılmış bir sandviçin yanında 1 su bardağı maden suyu gibi. Gece öğününü deihmal etmek istemiyorum. Bu nedenle, akşam yemeğinden sonraki ara öğünde sade probiyotik yogurt içine birkaç yemek kaşığı sade yulaf ezmesi ve yaban mersininin ilave edildiği keyifli bir karışım öneriyorum. Bunda da amacım, gün boyu süregelen stresin vücutta yarattığı harabiyeti minimize edebilmek içinyaban mersininin antioksidan özelliğinden faydalanmak, probiyotik yoğurdun (barsak sağlığı için gerekli faydalı bakteriler içeren yogurt) barsaklar üzerindeki olumlu etkisi ile hem bağışıklık sistemini desteklemek, hem de barsak sağlığını korumak (barsaklar strese en duyarlı organlardır), yulaf ezmesinin içerdiğibeta-glukanla kalp sağlığını korumak ve yine kaliteli posa içeriği ile barsak sağlığını destelemektir.

6)      Kilo vermede sporun ve egzersizin yeri nedir ve ne tür egzersizler önerirsiniz?

Kilo verme sürecinde egzersizin yeri yadsınamaz. Çünkü, kilo vermenin sırrı besinlerle aldığınız enerji ile fiziksel aktivite ile harcadığınız enerji arasında denge kurabilmekte yatar. Yeterli ve dengeli bir beslenme programı ile harcadığınızdan daha az enerji alırsanız vücut aradaki farkı yağ dokusundan sağlar.Dolayısıyla, kişi zayıflar. Egzersiz türü, kişinin iskelet-kas sisteminin sağlığı ile ilişkilidir ve konunun uzmanı tarafından yol gösterilmelidir. Ancak, süreyi sorarsanız; her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü haftada 150 dakika önerse de kilo kaybı üzerine yürütülen bilimsel çalışmalarda haftada 280 dakikaya ulaşılmasıgerektiği sonucuna vaılmıştır. Dolayısıyla, hedef, haftada 280 dakikalık egzersiz olmalı ver herbir seans en az 20 dakika sürmelidir. Çünkü, vücut ilk 20 dakikada kas içi karbonhidrat deposunu enerji kaynağı olarak kullanır. 20 dakikadan sonra egzersiz için gerekli enerjiyi sağlayabilmek için yağ dokusuna yönelir.

ONLINE BESLENME DANIŞMANLIĞI

Sorunlarınızı benimle paylaşarak beraber çözebiliriz.
Tuba GÜNEBAK